Aogashima, Tokyo'ya yaklaşık 360 kilometre güneyde, Filipin Denizi'nin açıklarında tek başına yükselen, idari olarak başkente bağlı olsa da Izu Adaları'nın en ücra ve en az ulaşılan noktasıdır. Adanın tamamı aktif bir volkandır ve onu olağanüstü kılan, içeriği: dışarıdaki büyük kalderanın çukurunda ikinci, daha küçük bir koni daha yükselir; bu 'yanardağ içinde yanardağ' biçimine geçmişte birçok kez püsküren üst üste binmiş krater yapıları yol açmıştır. En şiddetli patlama 1785'te yaşanmış, adanın o günkü nüfusunun neredeyse yarısını yitirmesine ve elli yıl boyunca terk edilmesine neden olmuştur. Bugün dik kayalık duvarlarla okyanustan ayrılan adada yalnızca yaklaşık 170 kişi yaşar; doğal limanı bulunmadığından ulaşım büyük ölçüde Hachijojima üzerinden helikopter ya da denizin izin verdiği günlerde küçük bir feribotla, vinçle indirilen teknelerle sağlanır.
Adanın büyüsü, dış kraterin kenarına çıkıp aşağı bakıldığında ortaya serilen manzaradadır: derin yeşil bir çanağın içinde minik tarlalar, evler ve ortadaki Maruyama konisi; çevrede dimdik kabaran krater duvarları ve onların ötesinde uçsuz bucaksız okyanus. Yer altındaki volkanik ısı hâlâ canlıdır; Hingya bölgesinde topraktan yükselen doğal buharla yöre halkı yemek pişirir, aynı ısıyla ısıtılan bir de buhar saunası vardır. Işık kirliliğinin neredeyse hiç olmadığı bu izole adada gece gökyüzü inanılmaz berraklıkta yıldızlarla dolar. Buraya ulaşmak emek ve sabır ister; ama kraterin kenarında durup okyanusla çevrili çift yanardağı seyretmek, dünyada eşi az bulunan bir an sunar.