Bozzhyra, Hazar'ın doğusundaki Mangystau bozkırında, Ustyurt platosunun batı kenarında açılan dünya dışı bir vadidir. On milyonlarca yıl önce burası, bugün yalnızca fosillerinden tanıdığımız antik Tetis Okyanusu'nun tabanıydı; deniz çekildikçe geride bıraktığı kalın tebeşir, kil ve kireçtaşı katmanları rüzgâr ve suyla yontuldu ve yumuşak beyaz platoyu delerek bugünkü kuleleri, dişleri ve kale duvarlarını ortaya çıkardı. En ünlü oluşum, vadinin ortasında yan yana yükselen iki sivri kaya kulesidir; yöre halkı bunlara dümdüz bir çöl üstünde yüzen bir geminin yelkenleri gibi göründüğü için "Korablik" (gemicik) der. Etrafa saçılmış kayalar deniz canlısı kalıntılarıyla doludur ve zemin hâlâ bir okyanus tabanı gibi düzdür; bu yüzden Bozzhyra'da gezmek, kurumuş bir denizin dibinde yürümeye benzer.
Manzara, ışıkla saatten saate değişir: öğle güneşinde kuleler göz kamaştıran bir beyaza bürünür, gün doğumu ve batımında ise tebeşir duvarları altın, pembe ve eflatuna boyanır ve uzun gölgeler vadi tabanına uzanır. Üst gözlem terasından bakıldığında ölçek baş döndürücüdür; kuleler küçücük görünür, ardındaki ova sonsuza dek uzanır ve insan kendini başka bir gezegende sanır. Geceleri ise Mangystau'nun ışık kirliliğinden uzak gökyüzü Samanyolu'yla dolar; çadırda konaklayan gezginler için beyaz kayaların üstünde yıldız izlemek bu yolculuğun zirvesidir. Yakın çevre yol işaretsiz, susuz ve ıssızdır — Bozzhyra'nın çekiciliği tam da bu dokunulmamış, başka dünyaya ait sessizliğinden gelir.