Canaima Milli Parkı, Venezuela'nın güneydoğusunda Guyana Kalkanı'nın üzerine yayılan ve Belçika büyüklüğüne ulaşan üç milyon hektarlık bir vahşi doğa imparatorluğudur. Parkın ruhunu, milyarlarca yıllık kumtaşının aşınmasıyla biçimlenen ve düz tepeleriyle gökyüzüne asılı duruyormuş gibi görünen "tepui" adlı masa dağları belirler; Pemón halkının dilinde tepui "tanrıların evi" demektir ve bu dik kayalıklar Arthur Conan Doyle'a efsanevi "Kayıp Dünya" romanını ilham etmiştir. Devasa Auyán-tepui'nin kenarından boşluğa dökülen Salto Ángel, yani Angel Şelalesi, 979 metrelik düşüşüyle gezegenin en yüksek kesintisiz şelalesidir ve suyu daha yere ulaşmadan sise dönüşerek ormanın üzerine yağar. Parka kara yoluyla ulaşmak neredeyse imkânsızdır; ziyaretçiler Canaima köyüne küçük uçaklarla iner, ardından kanolarla nehir yukarı yol alır.
Parkın kalbinde, koyu kırmızı sularıyla parıldayan Canaima Lagünü uzanır; tanenden gelen bu şarap rengi su, pembe kum plajlarına ve Hacha ile Sapo gibi geniş perdeli şelalelere kavuşur. Bazı şelalelerin ardındaki kaya oyuğundan yürüyebilir, çağlayan duvarının arkasından dünyaya bakabilirsiniz. Doğuda ise Gran Sabana açılır: ufka kadar uzanan altın savanalar, sabah sislerinden yükselen yalnız tepuiler ve binlerce endemik bitkiyle bezeli bir yayla. Ren geyiği yerine devasa karıncayiyenler, orkideler ve etçil bitkilerin yaşadığı bu izole zirveler, milyonlarca yıldır kendi başına evrimleşmiş canlılara ev sahipliği yapar. Pemón rehberlerin eşliğinde kano, yürüyüş ve uçuşla keşfedilen Canaima, doğanın hâlâ ilk günkü kadar el değmemiş kaldığı ender köşelerden biridir.