Ölü Deniz, kara üzerindeki en alçak noktadır: kıyıları deniz seviyesinin yaklaşık 430 metre altında kalır ve her yıl bir metre daha geri çekilir. Suyu okyanustan yaklaşık on kat tuzludur; bu yoğunluk insanı bir mantar gibi yüzeyde tutar, dibe inmek imkânsızdır. O kadar tuzlu ki ne balık ne yosun yaşar; adını da bu cansızlıktan alır. Şeria Nehri buraya dökülür ama hiçbir çıkışı yoktur; çöl güneşi suyu buharlaştırdıkça mineraller kıyıda kar beyazı tuz kuleleri ve heykeller oluşturur. Binlerce yıldır şifa aranan bir yer olmuştur; Kral Herod'un ilk kaplıcalarından Kleopatra'nın güzellik ritüellerine kadar.
Suya girmek tuhaf bir hafifliktir: ayaklarınız kendiliğinden yüzeye çıkar, sırtüstü uzanıp kitap okuyabilirsiniz. Kıyıdaki siyah, mineral yüklü çamur ten için doğal bir maskedir; vücudunuza sürüp güneşte kuruttuktan sonra suyla yıkanırsınız. Deniz seviyesinin altında olmanın bir başka armağanı da gökyüzüdür: kalın atmosfer katmanı zararlı ışınları süzdüğü için güneş daha yumuşaktır. Şafakta Ürdün dağlarının ardından doğan güneşin aynadan camsı suya vurmasını izlemek, bu yerin imza anıdır.