Glacier Milli Parkı, ABD'nin Montana eyaletinde, Kanada sınırına dayanan ve Kayalık Dağlar'ın bu kesimine "Kıtanın Tacı" (Crown of the Continent) adını kazandıran yaklaşık 4.000 km²'lik bir doğa hazinesidir. Park, son buzul çağında devasa buz nehirlerinin kayayı oyarak biçimlendirdiği bir manzaradır: keskin piramit zirveler, U biçimli vadiler, asılı vadiler ve dibinde buzul unu nedeniyle turkuaza çalan onlarca göl. Bir zamanlar yüzlerce buzulun örttüğü bölgede bugün yalnızca birkaç düzine küçük buzul kalmıştır ve iklim değişikliği nedeniyle hızla erimektedir; bu da parkı hem bir doğa harikası hem de değişen iklimin canlı bir tanığı yapar. Park, komşusu Kanada'daki Waterton Lakes ile birlikte dünyanın ilk Uluslararası Barış Parkı'nı oluşturur ve UNESCO Dünya Mirası ile Biyosfer Rezervi statüsündedir.
Parkın kalbinden, kıtanın belkemiğini aşan efsanevi Going-to-the-Sun (Güneşe Giden Yol) geçer: uçurum kenarlarına oyulmuş bu ~80 kilometrelik panoramik yol, sizi göl kıyısındaki sık ormanlardan Logan Geçidi'nin alpin çayırlarına kadar taşır ve her dönemecinde yeni bir zirve açılır. St. Mary Gölü'nün ortasındaki minik Wild Goose Adası, sabah ışığında dağların altında bir kartpostala dönüşür; Hidden Lake ve Grinnell patikalarında ise turkuaz buzul gölleri ve hâlâ ayakta duran buz tabakaları yürüyüşle ulaşılır mesafededir. Kayaların üzerinde aldırışsızca dolaşan beyaz dağ keçileri ve boynuzlu yaban koyunları parkın simgesidir; en güzel an, yaz sonunda kar erimiş, çayırlar çiçeğe durmuş ve yollar tümüyle açıkken yaşanır.