Hampi, Hindistan'ın Karnataka eyaletinde, Tungabhadra Nehri kıyısında uzanan ve bir zamanlar dünyanın en büyük ve zengin şehirlerinden biri olan Vijayanagara İmparatorluğu'nun (14.-16. yüzyıl) başkentinin kalıntılarıdır. Milyonlarca yılda aşınmış, üst üste yığılı dev granit kayalardan oluşan gerçeküstü bir manzaraya kurulmuş bu antik şehir, en parlak döneminde yarım milyondan fazla insanı barındırmış; 1565'te Talikota Savaşı'nın ardından yağmalanıp terk edilmiştir. Bugün 4.000'den fazla anıt, tapınak, saray ve çarşı kalıntısı 40 km kareye yayılır ve UNESCO Dünya Mirası listesindedir. En ünlü yapıları, Vittala Tapınağı'ndaki tek bir granitten oyulmuş, tekerlekleri döndüğü söylenen taş savaş arabası ve nehir kıyısındaki hâlâ ibadete açık Virupaksha Tapınağı'nın yüksek gopuram kuleleridir.
Hampi'nin büyüsü, insan eliyle yapılmış harabelerle doğanın kaotik kaya mimarisinin iç içe geçmesinden doğar: turuncu-altın granit bloklar, oyma sütunlu salonların, su sarnıçlarının ve fil ahırlarının arasından yükselir. En unutulmaz an, Matanga Tepesi'ne ya da Hemakuta Tepesi'ne tırmanıp gün batımında tüm kaya denizinin, nehrin ve dağılmış tapınakların altın-pembe ışıkta yandığını izlemektir. Şafakta tapınaklardan yükselen tütsü ve dua sesleri, gün boyu kayaların üzerinde gezinen makaklar ve günbatımında derinleşen gölgeler, terk edilmiş bir imparatorluk başkentini hâlâ canlı ve atmosferik kılar.