İskoçya'nın batı kıyısındaki İç Hebrid Adaları'nın en büyüğü olan Skye, milyonlarca yıllık volkanik patlamalar ve buzul aşınmasıyla şekillenmiş, dünyanın en dramatik manzaralarından birini barındırır. Adanın kuzeyini boydan boya kat eden Trotternish yarımadası, devasa toprak kaymalarının ardından geriye kalan bir dizi olağanüstü kaya oluşumuyla ünlüdür: bulutların arasından bir kule gibi yükselen Old Man of Storr dikitini, sisin içinde katman katman kıvrılan Quiraing sırtlarını ve Kilt Rock'tan denize dökülen şelaleyi burada görürsünüz. Anakaradan Skye Köprüsü ile bağlanan ada, yağmurla ışığın saatte bir yer değiştirdiği, bir an gri ve tehditkâr, sonraki an zümrüt yeşili ve altın renginde parlayan kararsız havasıyla bilinir; işte bu sürekli değişim Skye'a o efsanevi, masalsı havasını verir.
Skye gerçek anlamda bir keşif adasıdır. Şafakta Old Man of Storr'a tırmanıp ilk ışıkların deniz kolunu turuncuya boyamasını izleyebilir, Cuillin Dağları'nın eteğindeki turkuaz Fairy Pools'da buz gibi havuzdan havuza yürüyebilir ya da Fairy Glen'in çimen sarmallı tepecikleri arasında kaybolabilirsiniz. Adanın en batı ucundaki Neist Point'te, deniz uçurumlarının kenarına kurulu beyaz deniz fenerine yürüyüp Atlantik'in üzerine inen güneşi seyretmek unutulmazdır. Tek şeritli yolları boyunca sürerken her viraj yeni bir loch, yeni bir şelale ya da otlayan dağ koyunlarıyla karşınıza çıkar. Sis, rüzgâr ve ıssızlık burada bir kusur değil; Skye'ın ta kendisidir.