Kakadu, Avustralya'nın Kuzey Toprakları'nda yaklaşık 20 bin kilometrekareye yayılan, ülkenin en büyük karasal milli parkı ve hem doğal hem kültürel değerleriyle UNESCO Dünya Mirası listesine giren ender yerlerden biridir. Parkın belkemiğini, milyonlarca yılda biçimlenmiş Arnhem Land kumtaşı eskarpmanı oluşturur; bu kızıl-altın uçurum hattı, yağmur mevsiminde Jim Jim ve Twin Falls gibi dev çağlayanları yüzlerce metre yükseklikten ovaya boşaltır. Eteklerinde ise gözalabildiğine uzanan muson sulak ovaları, billabong adı verilen durgun göletler ve South Alligator Nehri'nin kıvrımları yer alır. Burası tuzlu su timsahlarının, jabiru leyleklerinin ve binlerce su kuşunun krallığıdır; doğa, mevsimden mevsime bambaşka bir yüze bürünür.
Ama Kakadu yalnızca bir manzara değil, yaşayan en eski kültürlerden birinin yurdudur. Bininji ve Mungguy halkları bu topraklarda 65 bin yıldır yaşıyor; Ubirr ve Nourlangie kayalıklarındaki okra renkli resimler, av sahnelerini, ruhları ve Yıldırım Adamı Namarrgon'u anlatan açık hava galerileridir. Gün batarken Ubirr'in tepesine tırmanıp altın ışıkta alev alan ovaya bakmak, Yellow Water'da kano kayar gibi süzülürken suya yansıyan pembe gökyüzünü ve kıyıdaki timsahları izlemek insanın içine işler. Çağlayanların altındaki doğal havuzlarda serinlemek, dev karınca yuvalarının arasından geçmek ve gecenin sessizliğinde milyonlarca yıldızın altında durmak, Kakadu'yu sadece görülen değil, derinden hissedilen bir yere dönüştürür.