Lake Hillier, Avustralya'nın güney kıyısı açıklarındaki Recherche Takımadaları'nın en büyük adası olan Middle Island'da yer alan, yaklaşık altı yüz metre uzunluğunda küçük bir tuz gölüdür. Gölü dünyada eşsiz kılan, suyunun kalıcı, sakız şekeri pembesi rengidir: bu renk muhtemelen aşırı tuzlu suda yaşayan Dunaliella salina algi ile tuzu seven halofil bakterilerin ürettiği pigmentlerden kaynaklanır ve mevsim ya da ışık ne olursa olsun değişmez. Gölü çevreleyen beyaz bir tuz kabuğu halkası ile yoğun bir okaliptüs ve çay ağacı ormanı, pembe suyu adeta çerçeveler; ormanın ötesinde ise beyaz kumlu bir sahil şeridi ve Güney Okyanusu'nun koyu lacivert suları uzanır. Manzaranın ikonik gücü tam da bu yan yanalıktan gelir: bir avuç içi kadar alanda pembe, beyaz, yeşil ve lacivert keskin şeritler halinde buluşur. Göl 1802'de kaşif Matthew Flinders tarafından kaydedilmiştir ve bugün korunan bir doğa rezervi içindedir.
Lake Hillier karadan ulaşılamaz; tüm büyüsü havadan açığa çıkar. Küçük uçak ya da helikopterle Esperance üzerinden adaya yaklaşırken, koyu mavi okyanusun ortasındaki yeşil adanın üzerinde önce ince bir pembe leke, sonra net kenarlı parlak bir pembe havuz belirir. En çarpıcı an, güneşin tam tepede olduğu öğle saatleridir; ışık dik geldiğinde pembe tonu en doygun, okyanusla kontrastı en keskin haline ulaşır. Gölün tuzluluğu Ölü Deniz'e yakındır, bu yüzden suyu zararsızdır, ama ada koruma altında olduğundan inişler kısıtlıdır ve çoğu ziyaretçi bu doğa harikasını bir uçuş turunun camından, tüm renk paletiyle birden görerek deneyimler.