İzlanda'nın iç yaylasının tam kalbinde, ulaşımı yalnızca yazın ve dört çekerle mümkün olan ıssız bir vadide uzanan Landmannalaugar, ülkenin en olağanüstü renk cümbüşünü saklar. Buradaki dağlar sıradan kaya değil; binlerce yıllık volkanik aktivitenin biçimlendirdiği riyolit kütleleridir. Demir, sülfür ve silika oksitlerinin farklı oranlarda yıkanmasıyla yamaçlar turuncudan pembeye, okra sarısından bakır kırmızısına, yer yer de yosun yeşiline dönen yumuşak, neredeyse pastel bir paletle kaplanır. Bu renkli tepelerin eteğinde ise tam zıttı bir doku başlar: Laugahraun'un siyah, keskin obsidyen lav tarlası. Camsı volkan kayalarının arasından sızan dereler, vadinin tabanında ısınarak doğal bir sıcak kaynak havuzu oluşturur ve bu sahne Landmannalaugar'ı dünyada eşi az bulunan bir manzaraya çevirir.
Burası aynı zamanda İzlanda'nın efsanevi Laugavegur yürüyüş rotasının başlangıç noktasıdır. Çadırlarını obsidyen tarlasının kıyısına kuran gezginler, gün boyu Brennisteinsalda'nın tüten kükürt fumarollerini, Bláhnúkur'un mavimsi yamaçlarını ve uçsuz bucaksız yayla boşluğunu adımlar; akşam ise buz gibi havadan çıkıp ılık kaynak suyuna gömülürler. Sis bir anda iner, bir anda kalkar; ışık her saat dağların rengini yeniden yazar. Cep telefonu çekmeyen, en yakın yerleşimin saatlerce uzakta olduğu bu yaban diyarda doğa kendi ölçeğini hatırlatır. Landmannalaugar, gücünü gösterişten değil, çıplak ve katıksız vahşiliğinden alan bir yerdir.