Madeira, Lizbon'un yaklaşık bin kilometre güneybatısında, Afrika kıyılarına Avrupa'dan daha yakın bir noktada, Atlas Okyanusu'nun ortasından fışkırmış volkanik bir adadır. Yaşı milyonlarca yılı bulan lav katmanları, zamanla derin vadilere ve sırtlara yarılarak adaya neredeyse dikey bir karakter kazandırmış; en yüksek nokta Pico Ruivo 1862 metreye, hemen yanındaki Pico do Arieiro ise 1818 metreye ulaşır. Bu iki zirve arasındaki efsanevi sırt yürüyüşünde patika kâh kayaya oyulmuş merdivenlerden iner, kâh uçurum kenarına asılı korkuluklar boyunca ilerler; ayağınızın altında çoğu sabah pamuk gibi bir bulut denizi salınır ve zirveler bu denizin üstünde adacıklar gibi durur. Adaya ulaşım Funchal'daki havalimanına inen tarifeli uçuşlarla kolaydır, ama asıl Madeira içeri girdikçe, virajlı dağ yollarını ve yüzyıllık su kanallarını izledikçe açılır.
Madeira'yı eşsiz kılan, bu sert volkanik iskeletin üzerini saran olağanüstü yeşildir. Adanın kuzeyini kaplayan laurisilva, buzul çağından bu yana ayakta kalmış, UNESCO korumasındaki bir defne ormanıdır; Fanal'da sis perdesi arasından beliren yosun kaplı, kıvrık ağaçlar bir masal sahnesi gibidir. Levada denen küçük su kanalları, yağmurlu kuzeyden kurak güneye su taşımak için dağ yamaçlarına oyulmuştur ve bugün bu kanalların kıyısındaki düz patikalar, ormanın içinden geçen en huzurlu yürüyüş rotalarını oluşturur. Kıyıda manzara birden sertleşir: Cabo Girão'nun cam zeminli teras platformu okyanusun yüzlerce metre üstünde asılı durur, kuzeyde dev deniz kayalıkları köpüren dalgalara dimdik iner, doğuda Ponta de São Lourenço'nun çıplak kırmızı sırtı parmak gibi denize uzanır. Yıl boyu ılıman iklimiyle Madeira, bir günde bulutların üstüne çıkıp ardından defne ormanının nemli sessizliğine dalmanıza izin veren, az rastlanır bir adadır.