Møns Klint, Danimarka'nın Møn adasının doğu ucunda, Baltık Denizi'nin üzerinde yaklaşık 7 kilometre boyunca uzanan ve 120 metreye varan yükseklikleriyle ülkenin en görkemli doğal anıtlarından biri olan bembeyaz tebeşir kayalıklarıdır. Bu tebeşir, 70 milyon yıl önce sığ bir denizin dibinde milyarlarca minik kalkerli deniz canlısının kabuklarından çökelmiş; sonradan buzul çağının buz kütleleri tabakaları yukarı doğru kıvırarak bugünkü dramatik dik duvarları ve Dronningestolen (Kraliçe'nin Tahtı) gibi sivri tepeleri yaratmıştır. Duvarların tepesi Danimarka'nın en zengin kayın ormanlarından biri olan Klinteskoven ile taçlanır; ilkbaharda zümrüt yeşili yapraklar tebeşirin beyazıyla, suyun turkuazıyla olağanüstü bir üçlü oluşturur. Sahil boyunca tebeşirin içinden çıkan deniz kabuğu ve ammonit fosilleri, bu kıyının jeolojik geçmişini elinizle tutmanıza imkân verir.
Manzaranın eşsizliği renklerin saf zıtlığından doğar: gün ışığında tebeşir kar gibi parlar, altındaki Baltık ise sığlıklarda Karayip turkuazını andıran bir tona bürünür. En unutulmaz an, orman içindeki patikadan 497 basamaklı ahşap merdivenle çakıllı sahile inip kayalıkların dibinden yukarı bakmak, ya da Dronningestolen'in tepesinden denizin uçsuz bucaksız maviliğini izlemektir. Karanlık gökyüzü parkı statüsündeki bölgede, açık gecelerde Samanyolu tebeşir uçurumların üzerinde belirir. Yağmurdan sonra kaymaya elverişli olan yamaçta dikkatli olmak gerekir; doğa burada güzelliği kadar hareketliliğini de korur, çünkü kayalık zaman zaman yeni heyelanlarla yüzünü tazeler.