Monument Valley, Arizona ile Utah sınırında, Navajo Ulusu'nun kalbinde uzanan bir kızıl çöl tablosudur. Bir zamanlar kilometrelerce kalınlıkta bir kumtaşı platosu olan bu topraklar, milyonlarca yıllık rüzgâr ve su aşınmasıyla yontuldu; geriye yalnızca en sert kayalar kaldı. Bugün düz vadi tabanından tek tek yükselen o dev kuleler, mesalar ve butte'ler işte bu sabırlı erozyonun anıtlarıdır. Demir oksidin verdiği derin kızıllık, formasyonları gün boyu turuncudan kan kırmızısına dönüşen bir paletle boyar. En ünlüleri, parmaklı bir el gibi gökyüzüne uzanan ikiz Eldivenler (the Mittens) ve onların yanındaki Merrick Butte'tür. Vadiye uzanan dümdüz çöl yolu (Forrest Gump Point) ise sinemanın belleğine kazınmış, dünyanın en çok fotoğraflanan manzaralarından biridir.
Burası salt bir jeolojik harika değil, Navajo halkının kutsal yurdudur ve onların gözetiminde korunur. Şafakta Eldivenler'in ardından sökün eden güneş, kuleleri önce silüete çevirir, ardından turuncu bir ateşle tutuşturur; gün batımında ise tüm vadi bakır rengine bürünür. Geceleri ışık kirliliğinden uzak gökyüzü, sayısız yıldızla ve Samanyolu'nun parıltısıyla dolar. Toprak yolda ilerlerken kulelerin gölgesinin altından geçmek, bir Navajo rehberinin anlattığı efsaneleri dinlemek ve bu uçsuz bucaksız sessizlikte durmak; Monument Valley'i bir manzaradan çok bir duyguya dönüştürür.