Battambang ovasının yemyeşil pirinç tarlalarından tek başına yükselen Phnom Sampeau, tepesinde altın bir stupanın parıldadığı yaklaşık yüz metrelik bir kireçtaşı tepesidir. Aşağıdan bakıldığında sıradan bir karst oluşumu gibi görünür; oysa kayanın içi, Kamboçya'nın en çarpıcı doğa gösterilerinden birine ev sahipliği yapar. Tepeye çıkan dik yol; altın Buda heykelleri, süslü kapılar, eski bir top mevzisi ve karst duvarlarına oyulmuş tapınaklar arasından geçer. Zirveden, ufka kadar uzanan pirinç ovasını ve uzaktaki Kardamom Dağları'nın silüetini tek bir bakışta görmek mümkündür. Aynı tepe, Kızıl Khmer döneminin acılarını taşıyan Killing Caves anıtını da barındırır; bu yüzden Phnom Sampeau hem doğal güzelliği hem de hafızası ağır bir tarihi bir arada sunar.
Asıl büyü ise gün batımına yakın başlar. Güneş ovanın üzerine alçalırken, tepenin yamacındaki devasa mağaza ağzından milyonlarca yarasa akmaya başlar. Önce birkaç kanat çırpışıyla, sonra dakikalarca kesilmeyen, gökyüzünde kıvrılarak ilerleyen upuzun kara bir kurdele halinde dışarı dökülürler. Bu akış kırk dakikadan uzun sürebilir ve yamacın eteğindeki tarlalardan, çıplak gözle kilometrelerce öteden izlenebilir. Yarasaların kanat sesi, akşam serinliği ve arkadaki turuncuya boyanmış gökyüzü birleştiğinde, Phnom Sampeau sıradan bir manzara olmaktan çıkıp insanın doğanın ölçeğiyle yüzleştiği unutulmaz bir ana dönüşür.