Mısır'ın Batı Çölü'nde, deniz seviyesinin altındaki bir çukurda yatan Siwa, kumulların ortasında beliren devasa bir palmiye ve zeytin vahasıdır. Yüzlerce doğal pınardan beslenen vaha, tuz gölleriyle çevrilidir; yer altı suyunun yoğun mineralle doyduğu bu havuzlar Ölü Deniz gibi insanı yüzeyde tutacak kadar tuzludur ve gökyüzünü yansıtan turkuaz-beyaz bir renge bürünür. Vahanın kalbinde, kil ve tuz harcından örülmüş Shali kalesinin yağmurla eriyip bir kum kalesine dönüşmüş kalıntıları yükselir. Antik çağda burası, İskender'in danıştığı söylenen Amon Tapınağı kâhininin yurduydu; Siwiler bugün hâlâ kendi Berberi dilini ve geleneklerini sürdürür.
Siwa, çölün sertliğiyle suyun cömertliğinin aynı manzarada buluştuğu nadir yerlerden biridir. Tuz havuzlarının mineral kenarları çıplak ayağın altında çıtırdar, su o kadar yoğundur ki kitap okur gibi sırtüstü uzanabilirsiniz. Gün batımında Shali'nin eriyen duvarları bal rengine döner, palmiyeler siyah silüetlere dönüşür ve serinleyen havada hurma kokusu yayılır. Geceleri, ışık kirliliğinden uzak bu çukurda yıldızlar çöl üstüne alçalır. En iyi an, sıcağın kırıldığı sonbahar ve kış aylarıdır.