Socotra, Aden Körfezi'nin ağzında, Yemen anakarasından 350 kilometre uzakta, Hint Okyanusu'nun ortasında yalnız başına duran ve milyonlarca yıllık yalıtılmışlığı yüzünden bitki örtüsünün üçte birinin dünyada başka hiçbir yerde bulunmadığı, adeta başka bir gezegenden kopup gelmiş bir adadır. Adanın simgesi, şemsiye biçimli yoğun tepesi ve kesildiğinde kırmızı reçine akıtan gövdesiyle ünlü ejderha kanı ağacıdır (Dracaena cinnabari); Diksam platosunun yamaçlarını bu mantar görünümlü ağaçlardan oluşan tuhaf ormanlar kaplar. Şişe gövdeli çöl gülleri, dev granit Haghier dağları ve bembeyaz kum tepeleri bu sürreal manzarayı tamamlar; UNESCO bu olağanüstü çeşitliliği Dünya Mirası ilan etmiştir.
Adada gezmek, gerçeküstü bir rüyada yürümeye benzer: gün batımında ejderha kanı ağaçlarının silüetleri turuncu gökyüzüne karşı dururken, ufukta firuze rengi lagünler ve bembeyaz plajlar uzanır. Granit zirvelerden inen yollar, çakıllı platolardan dev kum tepelerine ve el değmemiş mercan kıyılarına bağlanır. Işık kirliliğinden tümüyle uzak gökyüzü geceleri yıldızlarla dolar. İnsanın az dokunduğu, yerel Socotri halkının yüzyıllardır kendi dilini ve geleneklerini koruduğu bu ada, gezegenimizin hâlâ ne kadar tuhaf ve güzel olabileceğini hatırlatır.