Tatacoa, adının düşündürdüğü gibi gerçek bir çöl değil; milyonlarca yıllık erozyonun bir zamanlar ormanla kaplı toprağı oyarak yarattığı 330 kilometrekarelik kuru bir tropikal ovadır. Magdalena Vadisi'nin sıcağında uzanan arazi, demir oksitten kıpkırmızıya boyanmış El Cuzco labirentleri ile aydaki kraterleri andıran gri Los Hoyos bölgesi arasında ikiye ayrılır. Kanyonlar, sivri tepecikler ve kuru dereler insanı küçücük hissettiren bir doğal heykel galerisine dönüşür; aralarda boy veren dev sütun kaktüsler manzaraya çöl ruhunu katar. Bogotá'dan Neiva üzerinden ulaşılan Villavieja kasabası bölgenin kapısıdır.
Gündüzün kavurucu ışığında kızıl duvarlar adeta yanarken, gün batımıyla birlikte renkler bakıra döner ve gölgeler labirentin derinliklerini ortaya çıkarır. Asıl büyü ise gece başlar: ışık kirliliğinden uzak, berrak göğüyle Tatacoa Kolombiya'nın en iyi yıldız gözlem noktalarından biridir. Samanyolu çıplak gözle kemer gibi uzanır, gözlemevinin teleskopları gezegenleri yakınlaştırır. Sıcak, kuru hava, ayak altında çıtırdayan toprak ve uçsuz bucaksız sessizlik, burayı yürümekten çok bir başka gezegende dolaşmaya benzetir.