Tonlé Sap, yalnızca Güneydoğu Asya'nın en büyük tatlı su gölü değil, aynı zamanda gezegenin en sıra dışı su sistemlerinden biridir. Muson mevsiminde Mekong Nehri o kadar kabarır ki, Tonlé Sap Nehri akış yönünü tersine çevirir ve suları göle geri pompalar; göl bu süreçte yüzeyini birkaç katına, derinliğini birkaç metreden on metreye çıkararak adeta nefes alıp verir. Bu eşsiz nabız, dünyanın en verimli iç-su balıkçılıklarından birini besler ve milyonlarca insanın geçim kaynağıdır.
Gölün kıyısındaki Kampong Phluk köyünde hayat tamamen suyun ritmine göre kurulmuştur. Altı-yedi metrelik ahşap direkler üzerine kurulu evler, su yükseldiğinde gölün ortasında yüzüyormuş gibi görünür; okul, dükkân, ibadethane — her şey sandalla ulaşılan bir su şehrine dönüşür. Sezonun zirvesinde tekneler, gövdeleri suya gömülmüş ağaçların arasından geçerek 'su basmış orman'a (flooded forest) girer; yaprakların suya değdiği bu yeşil tüneller, kürekli küçük kayıklarla sessizce gezilir.
Gün batımında göl, turuncu ve mor tonlarına bürünür; balıkçı tekneleri silüet hâlinde süzülürken ufukta su ile gökyüzü birbirine karışır. Tonlé Sap'ı gezmek, bir manzaradan çok, suyla iç içe geçmiş bütün bir yaşam biçimine tanıklık etmektir.