Trolltunga, Norveç'in Vestland bölgesinde, derin mavi Ringedalsvatnet gölünün yaklaşık 700 metre üzerinde boşluğa doğru uzanan ince, yatay bir kaya çıkıntısıdır. Adı Norveççede "trol dili" anlamına gelir ve şekli tam da bunu çağrıştırır: buzul çağının yontup düzleştirdiği gnays kayası, uçurumun kenarından bir dilin ağızdan sarktığı gibi havaya doğru fırlar. Altında uzun, dar fiyort kolu camsı bir maviyle parlar; karşı yamaçlarda yaz ortasında bile erimeyen kar lekeleri ve yüksek dağ platosunun çıplak sırtları uzanır. Buraya araçla varılmaz; Skjeggedal'daki patika başından başlayan, kayalık platoyu boydan boya geçen zorlu bir yürüyüşün sonunda, ufuk açılır ve dil aniden ayaklarınızın altında belirir.
Dilin ucunda durmak, Norveç dış mekan kültürünün belki de en bilinen anıdır: tek bir insan figürü, sonsuz boşluğun üzerinde, arkasında sadece gök ve göl. Sabahın erken saatlerinde sis vadiden yükselir, kaya bir adacık gibi bulutların üstünde asılı kalır; öğleden sonra ışık göle vurunca su çelik mavisinden turkuaza döner. Plato boyunca rüzgar, çıngırak gibi çınlayan dağ sessizliği ve ayakkabı altında ezilen yosunun kokusu yürüyüşün ritmini belirler. Zirvede genellikle bir sıra oluşur; herkes o tek kareyi beklerken, dilin üzerinde bir kişinin minicik silüeti uçurumun gerçek ölçeğini ele verir. Trolltunga güzelliğini kolay teslim etmez, ama uğruna yürünen her adımı sonuna kadar hak ettirir.