Wadi Rum, Güney Ürdün’de, kızıl kumun granit ve kumtaşından dev kayalıklarla buluştuğu, yerel halkın ‘Ay Vadisi’ adını verdiği geniş bir çöl vadisidir. Milyonlarca yılda rüzgâr ve suyun oyduğu bu peyzajda, vadi tabanından 1.700 metreye dek yükselen sarp kaya kütleleri birer ada gibi yükselir; aralarındaki kumullar gün boyu turuncudan kana, akşam ise mora dönen renklerle yanar. UNESCO Dünya Mirası alanı, hem bu sıra dışı jeolojisi hem de binlerce yıllık kaya yazıtları ve Nabati izleriyle tanınır; Marslı manzaraları nedeniyle pek çok bilimkurgu filmine de ev sahipliği yapmıştır.
Çölün ruhu, sessizlik ve enginlikte saklıdır. Bedevi rehberler ziyaretçileri açık 4x4’lerle kum denizinin içine, doğal kaya köprülerinin altına ve dar kanyonların gölgesine taşır; develerle ilerleyen kervanlar yüzyıllar öncesinin ritmini sürdürür. Lawrence of Arabia’nın izlerini taşıyan vadi, gündüz baş döndürücü bir kızıllık, gece ise ışık kirliliğinden tamamen uzak, Samanyolu’nun çıplak gözle görüldüğü bir gökyüzü sunar. Bedevi çadırlarında ateş başında geçirilen bir gece, çölün enginliğini en içten yaşatan deneyimdir.