Basra Körfezi'nin ağzında, stratejik Hürmüz Boğazı'nın hemen yanında duran bu küçük volkanik tuz adası, jeolojinin bir renk şölenidir. Hürmüz, milyonlarca yıl önce derinlerdeki tuz katmanlarının yüzeye doğru yükselmesiyle oluşmuş; bu hareket demir oksit, kil ve onlarca farklı minerali yeryüzüne taşımış, adayı kırmızı, okra, sarı, beyaz, hatta gümüşi ve menekşe damarlarla çizilmiş bir paletin içine sokmuştur. En ünlü manzaralardan biri, dalgaların kıpkırmızı kumu yaladığı 'Kırmızı Plaj'dır; bir başkası, yamaçları gökkuşağı gibi katman katman renklenen 'Rengin Kaman' (Gökkuşağı) Vadisi'dir. Adanın kırmızı toprağı o denli saf ve mineral yüklüdür ki yerel mutfakta baharat ve boya olarak kullanılır; sanatçılar bu toprakla devasa yeryüzü resimleri yapar.
Hürmüz yalnızca renkleriyle değil, atmosferiyle de büyüler. Kıyıda, on yedinci yüzyıldan kalma kızıl taştan Portekiz Kalesi denize karşı nöbet tutar; bir zamanlar dünya ticaretinin kalbi olan bu nokta, bugün sessiz bir tarih tanığıdır. Gün batımında bütün ada bakır kızılına boyanır, gece ise kıyı sularında bazen biyolüminesan planktonun mavi parıltısı görülür. Tuz mağaraları, parıldayan tuz nehri ve okra çamuruyla kaplı koylar arasında dolaşmak, başka bir gezegende yürümeye benzer. Henüz kitle turizminden uzak kalan Hürmüz, sade balıkçı köyü ruhuyla sıra dışı doğanın iç içe geçtiği bir keşif yeridir.