Mount Kenya, ekvatorun hemen güneyinde yükselen, 5.199 metrelik Batian zirvesiyle Afrika'nın Kilimanjaro'dan sonraki en yüksek dağı ve kıtanın en çarpıcı volkanik anıtlarından biridir. Üç milyon yıl önce sönmüş dev bir yanardağın aşınmış çekirdeği olan dağın tepesinde, sivri ve buzla cilalanmış Batian, Nelion ve Lenana zirveleri yükselir; ekvatorda olmasına karşın bu zirveler hâlâ küçülen buzullar ve kalıcı kar taşır. Yamaçlarını saran ardışık iklim kuşakları — yağmur ormanından bambu kuşağına, oradan da çıplak alpin çöle — onu canlı bir doğa laboratuvarına çevirir ve UNESCO Dünya Mirası ilan edilmesini sağlamıştır.
Dağın asıl büyüsü, başka hiçbir yerde bu kadar gür görülmeyen alpin bitkilerinde gizlidir: insan boyunu aşan dev sinekkapanları (groundsel) ve devasa lobelyalar, buzul göllerinin kıyısında sıra dışı bir bilimkurgu manzarası kurar. Trekçiler, Sirimon ve Naro Moru gibi patikalardan günler süren yürüyüşle Mackinder Vadisi'nin yüksek kamplarına tırmanır; sabahın ilk ışığında Point Lenana'dan bulutların üzerinde doğan güneşi izler. Yamaçlardaki sisli bozkırlar, aynalanan buzul gölleri ve gün batımında mora boyanan sivri zirveler, ekvatorun üzerinde bir kar dağının ne kadar gerçeküstü olabileceğini gösterir.