Lake Ohrid, dört milyon yılı aşkın geçmişiyle Avrupa'nın en eski göllerinden biri ve dünyanın en derin tatlı su göllerinden sayılır. Kuzey Makedonya ile Arnavutluk arasında, dağların kucağında uzanan göl, yaklaşık 300 metreye varan derinliği ve olağanüstü berraklığıyla tanınır. Milyonlarca yıllık izolasyonu nedeniyle başka hiçbir yerde yaşamayan onlarca endemik tür barındırır; bu canlı zenginliği ve kıyısındaki eşsiz kültürel miras, gölü hem doğal hem kültürel UNESCO Dünya Mirası listesine birlikte taşımıştır — dünyada bu iki unvanı aynı anda taşıyan ender yerlerden biridir.
Gölün simgesi, sarp bir kayalığın ucunda suya bakan Kaneo'daki Sveti Jovan (Aziz Yahya) kilisesidir; turkuaz koylar, sazlık kıyılar ve eski Ohrid kasabasının kızıl çatılarıyla birlikte adeta bir tablo oluşturur. Sabahları sular cam gibi durulur, kıyı sazlıkları gökyüzünü yansıtır; balıkçılar küçük ahşap kayıklarıyla sessizce açılır. Bir tekneyle gölün üzerine süzülmek, ahşap iskelelerden berrak suya bakmak ya da gün batımında ufukta eriyen turuncu ışığı izlemek — Ohrid'in dinginliği, derinliğinin sessiz ağırlığını taşır. Yüzmek için berrak, gezmek için tarih dolu bu göl, Balkanların en zarif doğa hazinelerinden biridir.