Kotor Körfezi (Boka Kotorska), Adriyatik kıyısında, sarp kireçtaşı dağlarının denize doğru derin girintiler oluşturduğu, sık sık ‘Avrupa’nın en güneydeki fiyordu’ olarak anılan olağanüstü bir koydur. Aslında batık bir nehir kanyonu olan körfez, birbirine dar boğazlarla bağlanan dört iç koydan oluşur; suları kâh zümrüt kâh çelik mavisi, çevresi ise neredeyse dikey yükselen 1.700 metrelik yamaçlarla çevrilidir. Kıyı boyunca Kotor, Perast ve Risan gibi Venedik izleri taşıyan taş kasabalar dizilir; UNESCO koruması altındaki bu manzara, doğa ile yüzyılların denizci kültürünü iç içe geçirir.
Körfezin büyüsü, ölçek ve dinginliğin buluşmasındadır: surlarla çevrili Kotor eski kentinin kırmızı kiremitli çatıları dağ eteğine sığınmışken, körfezin ortasında Perast açıklarında insan eliyle yapılmış Kayalar Üzerindeki Meryem adası yüzer gibi durur. Sabah sis suya inerken körfez bir ayna gibi durulur; akşam ise dağ gölgeleri suya uzanır. Ziyaretçiler eski kentin surlarından San Giovanni Kalesi’ne tırmanıp körfezi kuş bakışı seyreder, tekneyle adalara geçer ya da kıyı kasabalarının dar taş sokaklarında kaybolur. Her dönemeçte değişen ışık, bu koyu Akdeniz’in en sahnesel manzaralarından biri yapar.