Küçük Kafkaslar'ın eteklerinde, deniz seviyesinden 1.553 metre yükseklikte parıldayan Göygöl, Azerbaycan'ın en güzel ve en sevilen doğal gölüdür; adı zaten 'Mavi Göl' anlamına gelir. Gölün doğuşu dramatiktir: 25 Eylül 1139'da bölgeyi vuran şiddetli Gence depremi, görkemli Kapaz Dağı'nın bir bölümünü çökertmiş, devasa kaya kütleleri Ağsu (Kürəkçay) Nehri'nin yatağını kapatarak vadiyi su altında bırakmış ve bu el değmemiş dağ gölünü oluşturmuştur. Sonuç, üç yüz metrelik dik kayalıkların ve yamaçları kaplayan yoğun iğne yapraklı ormanların arasına gizlenmiş, derinliği yer yer doksan metreyi bulan bir mücevherdir. Suyu o denli berraktır ki yüzeyin sekiz-on metre altı bile seçilebilir; mevsime ve ışığa göre renk koyu zümrütten parlak firuzeye döner.
Göl ve çevresi 1925'ten beri koruma altındadır ve bugün Göygöl Milli Parkı'nın kalbini oluşturur; park kahverengi ayı, geyik, yaban domuzu ve çok sayıda kuşa ev sahipliği yapar. Kıyı boyunca yürüyüş patikaları, durgun suya yansıyan Kapaz'ın silüetini ve mevsimden mevsime değişen orman renklerini sunar: ilkbaharda taze yeşil, sonbaharda altın ve kızıl tonlar suya vurur. Serin dağ havası, çam kokusu ve neredeyse kusursuz sessizlik, gölü Gence'den kaçıp doğayla baş başa kalmak isteyenler için ideal bir kaçış noktası yapar. Yüzme yasaktır çünkü göl titizlikle korunur; ama kıyıda oturup bu sakin maviyi seyretmek başlı başına dinlendiricidir.