Azerbaycan'ın kuzeydoğusunda, Quba'dan dağların derinliklerine doğru uzanan keskin bir patika sizi yavaş yavaş bulutların üstüne taşır. Yolun sonunda, Büyük Kafkaslar'ın 2300 metreyi aşan bir sırtına kartal yuvası gibi tünemiş Xınalıq belirir. Düz damlı taş evler, asırlardır birbirinin sırtına yaslanarak yamacı basamak basamak tırmanır; her çatı bir üst komşunun avlusu olur. Kıtanın en yüksek sürekli yerleşimlerinden biri sayılan köy, etrafını saran Şahdağ Milli Parkı'nın karlı zirveleri, derin kanyonları ve yeşil yaylalarıyla çevrilidir. Burası sadece bir manzara değil; dünyada başka hiçbir yerde konuşulmayan, kendine özgü Ket dilini yaşatan, binlerce yıllık bir kültürün son kalesidir.
Yazın yamaçlar zümrüt yeşili otlaklara dönüşür, çobanlar koyun sürülerini yüksek meralara sürer ve köyün üzerinde her sabah bulut denizi açılır. Şafakta dağların ardından süzülen pembe ışık taş duvarları altın rengine boyarken, kadınlar avlularda yün döver, fırınlardan sıcak tandır ekmeği kokusu yükselir. Akşam serinliğinde ufuktaki karlı doruklar mor bir hâle alır. Modern dünyadan kopuk bu yükseklikte zaman ağırlaşır; insan kendini gökyüzüne bir adım daha yakın, sırlarla dolu bir başka çağın içinde bulur. Xınalıq, Kafkasların en saf ve en el değmemiş köşelerinden biridir.