Lake Atitlán, yaklaşık 84.000 yıl önce dev bir volkanik patlamanın ardından çöken devasa bir kalderada oluşmuş, Orta Amerika'nın en derin göllerinden biridir. 340 metreyi aşan derinliğiyle lacivere çalan suları, üç kusursuz koni biçimli yanardağ -San Pedro, Tolimán ve Atitlán- tarafından çevrelenir. Gezgin Aldous Huxley onu "dünyanın en güzel gölü" diye tanımlamıştı; sabahın ilk ışığında volkan zirvelerinin suya yansıdığı, sisin sudan yükseldiği anlarda bu sözü anlamak zor değildir. Göl kıyısı, yüzyıllardır geleneklerini sürdüren, rengârenk dokumalarıyla tanınan Maya Tz'utujil ve Kaqchikel köyleriyle çevrilidir.
Her köy gölün başka bir yüzünü açar: Panajachel hareketli giriş kapısıdır, San Marcos kayalıklardan suya atlanan sakin bir köşedir, San Juan duvar resimleri ve dokuma atölyeleriyle ünlüdür. Köyler arasında ulaşım, gün boyu kıyıdan kıyıya işleyen küçük tekne lanchalarla sağlanır; her geçişte volkanlar açıyı değiştirir. Sabahları göl ayna gibi durgundur, öğleden sonra ise "Xocomil" adı verilen rüzgâr suyu dalgalandırır. Gün batımında volkanların ardına inen güneş suyu turuncu-mora boyarken, bu antik kraterin dinginliği insanı bambaşka bir huzura taşır.