Abant, yaklaşık 1.300 metre yükseklikte, bir vadinin geçmişte heyelanla tıkanması sonucu suların önünün kesilmesiyle oluşmuş bir set gölüdür; bu yüzden ne bir akarsuyun beslediği baraj ne de bir krater çukurudur, doğanın kendi kapattığı bir havzadır. Çevresini saran sıkı köknar ve sarıçam ormanı kıyıya kadar iner, suyun rengini koyulaştırır ve yaz ortasında bile havayı serin tutar. Bolu'nun bu yayla gölü, Osmanlı'dan bu yana bir sayfiye durağı olmuş; bugün de kıyısında motorlu araç yerine atların çektiği faytonların dönmesiyle kendine özgü, durulmuş bir ritim taşır.
Göl çevresindeki yaklaşık yedi kilometrelik halka yol, yürüyüş ve bisiklet için baştan sona ağaç gölgesinde ilerler. Sabah erken saatte su yüzeyi cam gibi durulur ve karşı yamacın köknarları neredeyse kusursuz yansır; ilkbaharda kıyı çayırları çiğdem ve düğünçiçeğiyle beneklenir, sonbaharda kayınlar sararıp ormanın yeşiline kontrast düşer. İmza anı ise serin bir sabah faytonla göl turuna çıkıp nal seslerinin ormanda yankılanışını dinlemektir.