Hasan ve Melendiz volkanlarının binlerce yıl önce püskürttüğü yumuşak tüf tabakasını, Melendiz Çayı yavaş yavaş keserek yüz metreyi aşan derinlikte bir kanyon açtı. Kapadokya'nın güneybatı ucunda, Aksaray'a bağlı bu vadi yalnızca bir coğrafya değil; erken Hıristiyanlığın saklı bir merkezidir. Vadi boyunca, kayanın içine oyulmuş yüzden fazla kilise, şapel ve manastır sıralanır; altıncı yüzyıldan kalma kimi tavanlarda Bizans freskleri hâlâ canlı renklerini korur. Ağaçaltı, Yılanlı, Sümbüllü ve Kokar kiliseleri bunların en bilinenleridir.
Vadiye, Ihlara köyünden başlayan üç yüze yakın basamaklı bir merdivenle inilir. Yukarıda bozkır kavururken aşağıda, kavakların ve çayın gölgesinde apayrı, serin bir dünya açılır; su sesi vadi boyunca size eşlik eder. Patika sizi, çayın iki yakasına kurulu Belisırma köyüne taşır; burada nehrin üstüne çakılmış tahta sedirlerde, ayaklarınız serin suya yakın, alabalık yenir. Yürüyüş, kayaya kazınmış katlı Selime Manastırı'nda son bulur.