Kaş ile Kalkan arasındaki sahil yolu, dik kayalıkları yara yara giderken bir noktada altta birden bir yarık açılır: Kaputaş Kanyonu denize tam burada dökülür ve getirdiği çakılla yarığın ağzında küçük, parlak bir kumsal biriktirmiştir. Plaj iki yandan yüksek kaya duvarlarıyla çevrili olduğu için bütün gün gölgeyle güneş arasında renk değiştirir; kanyonun tatlı suyunun denizin tuzlusuyla karıştığı sığlıkta su, başka hiçbir yere benzemeyen bir florasan turkuaza döner. Yola kıyıdan onlarca metre yukarıdan asılı bir köprü bağlanır.
Buraya inmenin tek yolu, yolun kenarından başlayıp dimdik aşağı uzanan uzun merdivendir; her basamakta su biraz daha yaklaşır ve renk biraz daha açılır. Aşağıda çakıl sıcak, su serindir. Maskeyle kanyon tarafındaki kayalıklara doğru yüzmek, gölgenin koya düştüğü öğle sonunu beklemek ve yukarıdaki köprüden koyu kuşbakışı seyretmek buranın değişmez ritmidir.