Makhtesh Ramon, Negev Çölü'nün kalbinde, ne göktaşı çarpmasıyla ne de volkanik patlamayla değil, milyonlarca yıllık erozyonla oluşmuş dünyanın en büyük "makhtesh"idir; bu kelime yalnızca Negev'e ve Sina'ya özgü bu nadir jeolojik biçime verilen İbranice addır. Yaklaşık 40 kilometre uzunluğunda, 2 ila 10 kilometre genişliğinde ve 500 metre derinliğindeki bu kalp biçimli oyuk, bir zamanlar burada yükselen yumuşak bir kubbenin dorukları aşınıp altındaki katmanlar sular tarafından taşınınca açığa çıkmıştır. Sonuçta ortaya, çölün ortasında aniden açılan, dünyada eşi yalnızca komşu çöllerde görülen devasa bir doğal amfiteatr çıkmıştır. Kuzey kenarındaki 860 metre yükseklikteki Mitzpe Ramon kasabası bu uçurumun tam kıyısında durur ve aşağıdaki katmanlı kaya denizine bakar.
Kraterin tabanı, Mars yüzeyini andıran kırmızı, mor, sarı ve gri kum taşı bantları, yanardağ kayalarından kalma siyah tepecikler ve dik geçen volkanik dayklarla bir jeoloji ders kitabı gibidir; bu yüzden astronotlar burada Mars görevlerine hazırlanır. Gündüz bandlı duvarlar ışıkla renk değiştirirken, akşamüstü taban altın bir sıcaklığa boyanır ve bazen Akdeniz'den gelen bulutlar uçurum kenarından krater içine bir şelale gibi dökülür. En unutulmaz an ise gece gelir: Mitzpe Ramon, Orta Doğu'nun ilk Uluslararası Karanlık Gökyüzü alanıdır ve burada Samanyolu çıplak gözle çöl sessizliğinin üstünde kuşak gibi uzanır. Şafakta krater kenarında bekleyen Nubya dağ keçileri (ibex) ise manzaranın canlı sakinleridir.